• Cumartesi Yazıları
  • Düşler ve Erdemler

    Kılavuzu Don Quijote olanın burnu Cyrano gibi olur.

    Google
     
    Web Düşler ve Erdemler'de
    <$BloPazar, Ekim 16, 2005

    <$Blo

    90'lı yılların en akılda kalıcı filmlerinden biriydi L.A. Confidential. Film hakkında bir şeyler yazmak değil niyetim. Amacım yaptıkları her zaman yanında kalan o karanlık insanlar hakkında konuşmak. Sayıları çok değil. Ama sanal da olsa güçleri var. Kendilerini Tanrı'dan bile daha planlı, akıllı ve güçlü zannediyorlar. Onlara filmi izlediğim günden beri ben de Rollo Tomasi adını veriyorum.

    Filmde, Guy Pearce'in canlandırdığı acemi dedektif Ed Exley'in babasını öldüren ve asla kim olduğu bulunamayan kişiye taktığı isim Rollo Tomasi. Gerçek bir isim değil. Bir niteleme aslında. İşlenen bir suçun asla bulunamayan faili. Düşünün ki yüzsüzce aramızda dolaşır bu suçlu insanlar. Asla yakalanamayacaklarını bildikleri için keyifleri de hep yerindedir. Çoğu zaman kendilerine kurdukları korku ve sindirmeyle örülü duvarın arkasında yaşarlar. Büyük bir cinayet ya da büyük bir soygun yapmışlardır, zimmete para geçirmiş, şantaj, rüşvet ya da binbir çeşit başka suç işlemişlerdir ama yakalanma ve ifşa edilme korkuları yoktur.

    Bundan bir kaç hafta önce televizyonda, Demirel'in yeğenini gördüğümde bu adam Rollo Tomasi olamaz diye düşünmüştüm. İsviçre'deki hesabına 2-3 milyon dolar yatırmış olabileceği söyleniyordu yanlış hatırlamıyorsam. Bir kaç yüz milyon dolarlık bir yolsuzluk söz konusuysa orada bir Rollo Tomasi olması da pek muhtemel geliyor bana doğrusu. Eğer şu meşhur hortum olaylarında Rollo Tomasi'ler varsa emin olun yakalanmayacaklarından emin bir şekilde keyiflerini sürmeye devam ediyorlar... Bu konu sadece bir örnekti. Amacım "hortum" olaylarına da büyüteç tutmak değildi. Amacım Rollo Tomasi'lerin varlığını hatırlatmak sadece. Bu tam Don Quijote'luk bir konu!

    Sokaktaki insan, yani bizler. Etki altındayız. Ozonu biz delmedik. Yan etkileri tam bilinmeyen ilaçlar bizim üzerimizde denendi belki farkına bile varmadık. Sadece daha fazla para kazanmak isteyen küresel Rollo Tomasi'ler birbirleriyle yarışsınlar diye kolaylıkla gözden çıkarılabilecek kitleleriz biz. Irak'ta savaş çıkaranlar da küresel teröristler de sayıları belki de çok çok az olan bir kaç Rollo Tomasi'nin oyuncağıdır, kim bilir?

    Bundan birkaç yıl önce kolesterolün kalp ve damar hastalıklarında zararlı bir etken olmayabileceğini söyleyen bir bilimadamıyla tanışmıştım. Amerika'nın en saygın tıp araştırma hastanelerinde çok sayıda araştırma yaptıktan sonra bu kanıya varmıştı. Ama araştırmalarının sonuçlarını açıklayamıyordu. Neden mi? Belki büyünün etkisinden kurtulmanıza yarayabilir: ABD'de çalıştığı enstitü ve hastaneler zinciri aynı zamanda büyük bir kolestrolsüz gıda üreten grubun bünyesindeydi. Sokaktaki insanın sağlığını takan yoktu. Büyük gıda devlerinin emir buyurduğu gıdaları satın almalıydı. Sokaktaki insan hasta olursa bu kez ilaç devlerinin kucağına oturmakla yükümlüydü.

    Rober Ludlum'un Sars mikrobuna şaşırtıcı şekilde benzeyen bir başka mikrobun ilaç devleri tarafından üretilip daha sonra salgınla pençeleşen kitlelere "panzehirini" satmak için doğaya salıverilişini anlatan romanı emin olun bize çok uzak bir öykü değil. Daha bugün büyük bir ilaç devinin bir ilaç patentine sahip olduğu için benzeri ilaç üretimine izin vermeyişini okuduk gazetelerde. Kitlelerin yükümlülüğü iyileşmek değil, satın almak.

    Rollo Tomasi, çağdaş büyülerin mimarıdır. Rollo Tomasi "Yaşam Tarzı" büyüsü ile büyüledi bizi. "Tüketim Büyüsü" ile büyüledi. "Medya Büyüsü" ile. "Bilim Mitosu Büyüsü" ile. Büyülenip büyülenmediğinizi anlamak için bir test önereceğim: Açın popüler bir gazeteyi, açın popüler bir televizyonu: Orada bazı değer yargılarının iyi bazılarının kötü olarak tanıtıldığını, bazılarına iyi, çağdaş, modern vs. dendiğini göreceksiniz. Medyatik tartışmalardaki argümanları gözden geçirin. Nelerin iyi nelerin "kaka" olduğuna dikkat edin. Ve bütün "kaka" olanları iyi, güzel ve doğru olarak değiştirin. Mantığınız isyan ediyor mu? "Yok canım bu kadar da olmaz" diyor musunuz? O zaman çağımızın büyülerinin fena halde etkisindesiniz demektir.

    Rollo Tomasi ise, tıkır tıkır işleyen sistemine gururla bakıyor olacak o sırada. Büyük ihtimalle gülümsüyor olacak...

    <$Blo7ents:

    <$BloAnonymous derinsular...

    <$BloGerçi bana kapitalist derler genelde, ama Don Quijote'un yazısına aynen katılıyorum.

    Gerçekten üreterek kazananlar ile düzenbazları ayırt etmek gerekli.

    <$Blo16/10/05 19:12 <$Blo 
    <$BloBlogger ece...

    <$BloSen bunu yazıdıktan sonra Don Quijote, kuş gribinin ortaya yayılması ve ardından bir anda "kuş gribi aşısı"nın bulunduğu haberlerinin ortaya çıkması kafamı karıştırdı...

    <$Blo21/10/05 21:49 <$Blo 
    <$BloBlogger Don Quijote...

    <$BloYazıda da bahsi geçiyor, önde gelen amerikalı romancı Robert Ludlum'un, türkçeye Hades Dehşeti adıyla, yanlış hatırlamıyorsam Altın Kitaplar'dan çevrilmiş bir romanı var. İnsanı şaşırtan benzerliklerle dolu bir komplo anlatılıyor romanda. Roman, Sars ve kuş gribi tehlikelerinden çok önceleri yazılmış. Her şey bir yana, her halukarda sokaktaki adam çaresiz ve kafası karışık...

    <$Blo21/10/05 22:00 <$Blo 
    <$BloBlogger ece...

    <$BloVe yazıda dediğin gibi "Kolaylıkla gözden çıkarılabilecek kitleleriz biz..."

    <$Blo21/10/05 22:16 <$Blo 
    <$BloBlogger Don Quijote...

    <$BloBu bir kayıp dava (lost case). Yani taraflardan birinin kazanması imkansız olan (görünen) savaşlardan biri. Sokaktaki insan ve Rollo Tomasi arasındaki bir dava.

    En sevdiğim filmlerdeni biri olan Mr.Smith Goes To Washington'dan alıntı bir cümle:

    Jefferson Smith:
    - Babam, savaşılmaya layık davaların sadece kayıp davalar olduğunu söylerdi. Bu da benim kayıp davam...

    <$Blo21/10/05 22:33 <$Blo 
    <$BloBlogger ece...

    <$BloBen de bu filmi izlemiştim...

    Birileri savaşmalı...Birileri bu düzeni değiştirme cesareti göstermeli...

    Öyle bir düzen var ki insanlar önlerine ne sunulursa kabul eder vaziyete gelmişler...Sanki hipnoz edilmiş gibi...

    <$Blo21/10/05 23:22 <$Blo 
    <$BloBlogger siddhartha...

    <$BloSöylediğinize benzer savaşlar bu topraklarda yapılmıştır ve en önemlisi 1920'lerdeki dünyanın güçlü ve birleşik Rollo'larına karşı yapılan savaştır. Bir diğeri de bence alegorik olarak, Truva'dır.

    <$Blo22/10/05 09:57 <$Blo 

    <$BloYorum Gönder