• Cumartesi Yazıları
  • Düşler ve Erdemler

    Kılavuzu Don Quijote olanın burnu Cyrano gibi olur.

    Google
     
    Web Düşler ve Erdemler'de
    <$BloSalı, Ocak 24, 2006

    <$Blo


    O guruludur, saygıyı hakeder. O'nu yaşadığı ormandan, düzlüklerden ya da ailesinin yanından uzaklaştırmak yapılacak en büyük kötülüktür. O'nu seversiniz ama sizin kurallarınızla değil, O'nu; O'nun istediği gibi uzaktan sevebilirsiniz sadece... O dokunulmazdır. Dokunmak öldürmektir, ya da ölmek. O bir sanat eseridir, O'nunla kıyaslayınca Michelangelo'nun Musa'sı ya da Da Vinci'nin Mona Lisa'sı değersiz kalır, çünkü O canlıdır. O asildir, bir tek bakışı bile yaptıklarıyla soysuzlaşanlardan kıymetlidir. Yağmurda da güzeldir, gün ışığında da... O güçlüdür, ama gücünü boş yere harcamaz. O'nun orada, Mançurya'da, Hindistan'da ya da Afrika düzlüklerinde var olduğunu bilmek bile mutluluk verir. Demir parmaklıkların ardı hiç yakışmaz ona, çünkü O her haliyle bellidir, her duruşu anlatır ki; özgürdür... O bir mesajdır, duruşu bir anlamdır, bakışı bir anlamdır. Çizgi çizgi tüyleri her zaman temizdir, O'na "vahşi" diyenleri utandıracak kadar hem de... O gören göze, anlayan akla çok şey söyler. Kürk manto ya da deri giysilerden çok daha değerli şeyler... O bu gezegenin en değerli elmaslarından biridir. Saygıyla ve sevgiyle anılır hep. Korkulur da... Ama bazı şeyler böyledir, vıcık vıcık olmaya eğilimli şeylerden olabildiğince farklıdır... O'nun hep böyle gururlu olmasını diliyoruz... Bizden uzakta da olsa, oralarda bir yerlerde... Olduğu gibi olmasını, öylece... Yaratıldığı gibi gururlu, özgür ve incinmemiş olmasını diliyoruz... Ürpertici, sevgi dolu, huşu veren bir şiir olarak kalmasını diliyoruz... Bazı "şeyler" ve "durumlar" böyledir... Dokunulmaz. Laubali olunmaz. Onlar olduğu gibi kalmalıdır. Bir tehdit haline gelse bile... İnsanoğlu'na "doğayı fethetme" arzusunu frenlemeyi hatırlatır çünkü... Zaten O fethedilemez. O'nun gururunu elinden alamazsınız. O'na kötülük yaparsanız aslında kendinize kötülük yapmış olursunuz. O'nun yegane gücü kasları değildir... O, doğa kitabının belki de namusudur... O Kaplan'dır...

    <$Blo7ents:

    <$BloBlogger bakunotlari...

    <$BloÇok güzel,

    Bakü hayvanat bahçesinde daracık demir parmaklıklar ardında kendisini izleyenlere hiç itibar etmeyen mağrur kaplanı gördüğümde ne kadar üzülmüştüm ama şimdi düşünüyorum da, sanki o biz dışarıdakilere acıyarak bakıyor gibiydi. Hakiki bir asalet timsalidir. Mümkün olsa resmini yollasam mağrur Amur Pelenginin.

    Selamlar.

    Bahadir Akin

    <$Blo24/1/06 21:16 <$Blo 
    <$BloBlogger Yureklius...

    <$BloŞimdiii.. Bir sorum var: Olur da bir gün bir kaplanla karşı karşıya gelirsek bu övgü metnini okuyarak kendimizi kurtarabilir miyiz ?

    <$Blo26/1/06 08:57 <$Blo 
    <$BloBlogger Don Quijote...

    <$Bloİlahi yureklius, Düşler ve Erdemler tarikatı olarak kendimize özel dua metinlerimiz de olmalı değil mi? Bu yazıya Kaplan Duası diyelim ve muska olarak boynumuzda taşıyalım. Sonrasında belki Zekeriya Beyaz bizim hakkımızdaki soruları ana haber bültenlerinde cevaplar. Biz de Atatürküçüyüz, özgürlükçüyüz filan gibi tartışmalar içinde oluruz, saygıdeğer medyamız bizimle de 3-5 gün ilgilenir belki. Ama pek sanmıyorum, ne politika var ne seks var; olasılık düşük. Öte yandan kaplanın güzel tarafı da o değil mi? Yanına da yaklaştırmıyor. Evcilleşmiyor. Hayvanat bahçesinde kaplan besleyiciliği gibi bir mesleğiniz yoksa yine olasılığı düşük bir tehlikeden bahsediyorsunuz gibi sanki? :)

    <$Blo26/1/06 12:12 <$Blo 
    <$BloBlogger Handan...

    <$BloKafeslerin arkasındakiler insanın içini acıtıyor.

    <$Blo27/1/06 00:29 <$Blo 
    <$BloBlogger izlenimler...

    <$BloYureklius,

    Nasreddin hocaya bir adam gelmiş "hocam, benim evin civarına bir köpek dadandı, sende köpeği kaçırtmak için Arapça bir dua varmış, şunu bana belletsen de köpeğin şerrinden kurtulsam" diye dert yanmış.

    Hoca bir müddet sakalını sıvazladıktan sonra "bak a kardeşim, ben o köpeğin senin okuyacağın Arapça duayı anlayacağından şüpheliyim, sen en iyisi yanından sopayı eksik etme" demiş.

    Siz de muhtemel bir kaplanla karşılaşma halinde (herhalde sopa olmayan) uygun bir gereci yanınızda bulundurunuz. Kaplanın buradaki (çok güzel olan) metin üzerinde kafa yoracağını düşünmek fazla iyimserlik olabilir.

    Bir de bu konuda en ehil kişi ormanın Nasreddin Hocası sıfatıyla 10 kaplan gücündeki Fantom olsa gerek.

    Selamlar.

    F.S.Tan

    <$Blo27/1/06 20:31 <$Blo 
    <$BloBlogger Yureklius...

    <$BloDostlar, Canlar,

    Metin her ne kadar özlü olsa da dikkat çekilmesi gereken başka yönler de var. Yukarıda sorduğum soru meramımı tam anlatmamakla birlikte, insanoğlunun tabiatının "doğayı fethetme" yönünde olduğunu, tabiatın asli değerlerine ne kadar saygı duysak da "bir tehdit haline geldiğinde" elimize Nasrettin Hoca'nın tavsiye ettiği üzere sopayı almaktan çekinmeyeceğimizi dolaylı yoldan vurgulamak istedim.

    <$Blo30/1/06 09:12 <$Blo 
    <$BloBlogger Don Quijote...

    <$BloEh, yazıda da "haydi kaplanlarla sarmaş dolaş olalım, vıcı vıcı yapalım" demediğimize göre sorun yok öyleyse...

    <$Blo30/1/06 09:20 <$Blo 

    <$BloYorum Gönder