• Cumartesi Yazıları
  • Düşler ve Erdemler

    Kılavuzu Don Quijote olanın burnu Cyrano gibi olur.

    Google
     
    Web Düşler ve Erdemler'de
    <$BloPazar, Aralık 04, 2005

    <$Blo



    BÖLÜM II

    P.P. Pasolini’nin MEDEA’sı

    Filmin Künyesi
    Yönetmen: Pier Paolo Pasolini
    Senaryo: Euripides, P.P.Pasolini
    Müzik: Elsa Morenti
    Oyuncular:
    Medea: Maria Callas
    Jason: Giuseppe Gentile
    Kreon: Massimo Girotti
    Absirtis: Sergio Trementi
    Glauce: Margaret Clementi
    Centaur: Laurent Terzieff
    109 dk, Fransa-İtalya-Batı Almanya yapımı (1969)

    Film, daha küçük bir çocuk olan Jason’a Centaur’un gerçeklerden bahsedişi, öğüt verişi ile başlar. Bir nevi derstir bunlar ve Jason büyüyene dek devam eder. Bu açılış sahnesinde mekandan çok Centaur ve büyüyen Jason ön plandadır; aynı zamanda doğa ve tanrıya dair yönetmene ait düşüncelerin ilk ipuçları vardır.
    Daha sonra, bizim için çok tanıdık bir mekana gideriz: Colchis olarak seçilen yer Ürgüp-Göreme, peri bacalarıdır. Bu mekanda yaşayan kent krallığın insanları ile karşılaşırız. Gerçekten figüran oyuncuların seçimi, kostümlerin (dokumaların ve süs eşyalarının) döneme uyumluluğu, uzun incelemelerin, iyi bir tarih danışımı alındığının göstergeleri olarak karşımıza çıkarlar. Film, uzunca sayılabilecek bir süre dönemin, ki bronz çağının ortalarıdır, her baharda yapılan toprağa kurban sunma ritüeli ile devam eder. Bu ritüel, Donna Rosenberg’in Dünya Mitolojisinde anaerkil toplum başlığı altında anlatılan şu törenin aynısıdır: “…….Her bahar, yeni ekinlerin tohumları ekildiğinde, çok büyük bir dini törenin parçası olarak bir önceki yılın kutsal kralı kurban edilecektir. Ana tanrıçanın rahibeleri, onun bereket güçlerine sahip olabilmek için, onun etini yiyecek ve yine bereketli olabilmeleri için tarım alanları ve çiftlik hayvanları onun kanıyla sulanacaktır. Sonra, dini bir törenle, kraliçe gelecek yıl için yeni bir kutsal kral alacaktır.”
    Filmde, etkin bir koronun ilahileri eşliğinde kurban edilecek gencin hazırlanışı, kurban alanına getirilişi, bu esnada kurban olarak seçilen insandaki öforik değişiklikler, kurbanın iki din görevlisi (veya asker) tarafından boğularak parçalanması, parçaların ve kanın topluluk insanları tarafından alınarak buğday başaklarına, meyve ağaçlarına, toprağa sunulması sanki o dönemde yaşanıyormuş hissi verecek şekilde doğal, abartısız, olduğu gibi aktarılır. Bana göre filmin en etkileyici kısımlarından birisidir, canlandırma yapılmış bir belgesel tadında ama ondan daha fazlası olan, şiirsel ve doğal bir bütünlüğü vardır.
    Bu sahnenin ardından, bu kez Harran’a gideriz, Iolcus olarak Harran seçilmiştir. Jason, amcası Pelias’a gelir ve krallık üzerindeki hakkını, hatta kral olmayı ister. Pelias, ona ancak tüm kent krallıklar için gücün sembolü olan Altın Boynuz’u kendisine getirdiği takdirde haklarını verebileceğini söyler. Jason ve adamları (argonotlar), yine çok gerçekçi bir biçimde betimlenen, nerdeyse saldan bozma Argo ile Altın Boynuz’u aramaya girişirler. Bu kısımda Argonotların yaptığı saldırılar, gasplar şöyle kabaca gösterilir. Tekrar Colchis’e döneriz. Medea’nın Altın Boynuz’u kaçırmakta Jason’a yardım edişi, kaçarlarken kardeşini öldürerek parçalara ayırışı olanca doğallığıyla anlatılır. Jason, Iolcus’a döner ve Altın Boynuz’u Pelias’ın önüne atarak, güç ve iktidar bunda mıydı der ve bu tür dertleri olmadığını belli eder. Daha sonra Medea ile Corinth’e yerleşirler. Aradan yıllar geçer; Medea, Jason’ın artık kendisine ilgi göstermediğini fark eder ve onun peşinden gider. Jason’ın bir erkek topluluğu ile eğlendiğini, oynadığını ve çok mutlu göründüğünü fark eder. Kızgınlığı hiddete dönüşür ve ardından öykü yeniden birebir canlandırılır.
    İşte, Pasolini, bu noktada asıl öyküden ayrılır. Filmde çok kısa gösterilen ama önemli bir yorum farklılığı olarak göze çarpar. Filmin bana göre çarpıcı özelliklerinden birisi Maria Callas’ın Medea rolündeki kendine özgü güzelliği, coşkulu ama kendini bilen oyunu ve tek kelime şarkı söylememesidir. Dönem(ler)in tüm ritüelleri neredeyse birebir ve değişik bir doğallıkla canlandırılmıştır. Seçilen mekanlar, dönem(ler)e çok uygun olan gerçekten tarihsel ve sıradışı yerler olmaları nedeniyle önemli bir farklılık yaratırlar. Müzik, zaman zaman zurna ve insan sesi, bazen kanun kullanılarak, ağıtlar ve ilahilerin sadece koro tarafından söylenmesi ile atmosferi o dönem(ler)e daha da yaklaştırır. Işık ve renkler, özellikle Göreme’de geçen kısımlarda güneşin ve gölgelerin oluşturduğu sarı ile gün batımı kırmızısı arasında gider gelir. Diğer açık mekanlarda, parlak güneşin bozkırda oluşturduğu sarı renk hakimdir. Kostümler, topluluklar arasındaki refah (veya zaman) düzeyini belli edecek şekilde farklılaşır. Colchis’teki dokumacılık ile Iolcus veya Corinth arasında belirgin değişiklik olduğunu görürüz. Sonuçta, trajik Medea, Pasolini’de tarım insanına ait kent krallıklara özgü toplum dinamiklerinin, dini ritüellerin; toplum, mekan ve zamanın kendilerine ait tarihsel gerçeklikleriyle ama bir karmaşa halinde kullanıldığı şiirimsi belgesel tadıyla sunulur bizlere
    .

    <$Blo2ents:

    <$BloAnonymous Adsız...

    <$Blomerhaba, bu filmi dvd'mi seyrettiniz?

    <$Blo23/2/06 11:56 <$Blo 
    <$BloBlogger siddhartha...

    <$Blopasolini'nin filmlerini divx formatinda seyretme imkanım oldu...

    <$Blo7/3/06 18:39 <$Blo 

    <$BloYorum Gönder